Bugün, 25. Kristal Elma Yaratıcılık Festivali’nin ilk gününde, Nesteren Davutoğlu moderatörlüğünde Ajans Ada’nın kurucusu Haluk Mesci ve Kristal Elma’nın kurucularından Ersin Salman, Reklamcılık Vakfı kurucularından Mehmet Ural’ın The Hub salonunda Türkiye’nin Madmen Dönemi başlığı altında gerçekleştirdikleri panelden satır başları:
Nesteren Davutoğlu:
Yaratıcılığa duyulan heyecan bizim ortak noktamız. Reklamcılık yaparken tüm mekanizmalar çalışır ama kalp çalışırsa her şey tam olur. Bugün burada 1970’ler sonrası Türkiye’de reklamcılığı konuşacağız. Sektöre değerlerini katan ve kurumsallık getiren Eli Acıman’ı da saygıyla anacağız.
Mehmet Ural:
-Alper Üner beni bu panele davet ettiğinde anılarımı anlatacak bir yaşa geldiğim mi düşünülüyor diye önce bir buruldum.
-Fark yaratacağınız, farklı bulunacağınız tek sektör reklamcılıktır.
-Değişimlerin çok hızlı olduğu, ilişkilerin, fikirlerin ömrünün sınırlı olduğu bir sektörde neden geçmişi öğrenmek istiyorlar diye düşündüm. Kendimce dört neden buldum:
-İnsanlar çalıştıkları sektörün bugünlere nasıl geldiğini merak edebilirler.
-Hayatta hiçbir olguyu geçmişte yaşanan ve yaşanmayanları kavramadan anlamak mümkün değil.
-Kişisel kimlik duygusu. Etnik, dinsel ve cinsel kimliğimizi merak ettiğimiz gibi mesleki kimliğimizi de merak ediyoruz.
-Geçmiş bize yol gösterici olabilir, deneyimlerle öğreniyoruz. Gelecekle ilgili bir vizyon kurarken arkasına bir tarih koyamıyor, bir hikaye yazamıyorsak ilgi çekici olmuyor.
Hikayesi eskiyen markalar önemlerini kaybediyor. Sektörün hikaye check-up’ını yapabilir miyiz diye düşündüm ve kısa bir check-up yaptım.
-Televizyonun reklam kabul etmesi ve seksenlerde Özal’ın serbest piyasa ekonomisini getirmesiyle sektör büyüme içerisine girdi.
-Altın dönemi seksenlerin ortasından sonra yaşamaya başladık. Ama kıtlık dönemiydi aynı zamanda bu dönem. Teknoloji ve dışarıyla ilişkilerimiz kısıtlıydı. İlk Kristal Elma’lar balo olarak planlanmıştı.
-Reklamveren, ajans ve medya üçgeninde en cazip görünen sektör bizdik. Reklamverenler çok büyümemişti, sosyal etkinliklerin öncülüğünü hep reklamcılar yapıyordu. Keyifli bir dönemdi. Reklam sektörünün itibarını yükseltmek üzere çalıştık.
Haluk Mesci:
-Madmen diyorsunuz ama bu resmen ihtiyarlar paneli. Öğlen uykumuz gelmesin diye de paneli sabah saatine koymuşlar.
-Şaka bir yana geçmişte gurur duyduğumuz işler yaptık. Kristal Elma’mız yokken de sonuçları araştırmalarla öğreniyorduk.
– Reklamcı saygı duyulan biriydi. Sektörle ilişkimi koparmamaya çalıştım ama bugünkü işleyişiyle reklamcı olmak istemezdim. Çok iyimser olamıyorum. Bunun nedenleri:
-Mecraların ajanslara yabancılaşması
-Reklamverenin konkur bağımlılığı
-Ajanslarda staj adı altında sömürü yapılmaya başlanması: Bir laf vardır, ödemeyi fındık fıstıkla yaparsanız işe maymunları alırsınız. (ıf you pay peanuts, you get monkeys). İhtiyaç duyulmadan açılan fakültelerden mezun olan insanlar mezun olunca işe alınmalıyım duygusu taşıyorlar ama reklamcılık böyle bir hak değil, kazanılması gereken bir imtiyaz.
-Mevzuatın vur deyince öldürmesi. Sorumsuz yetkililer çoğaldı.
-İnsan kaynakları komedisi ya da trajedisi.
Ersin Salman:
-Mehmet Ural eski günlerimizi hatırlattı. Haluk da geldiğimiz gündeki olumsuz gelişmelerden bahsetti. Reklamcılık kapitalist sistemin içinde bir sektör. Bunlar kaçınılmaz gelişmeler.
-Ben ilkokuldayken radyo ülkeye yeni gelmişti. Haber saatlerinde dantel örtüsü kaldırılır hep beraber haberler dinlenirdi.
-İletişim mesleğine başladığımda televizyon reklam almıyordu; TV reklamı yoktu. Kendi şahsımda söyleyim bir dinozorun anılarını dinliyor olabilirsiniz benden.
-1972’de TV reklam almaya başladı. Elli yıldır hayatımı noktalama işaretleri ve kelimelerle kazanıyorum. Herkese yazarak hayatını kazanmak nasip olmaz.
-Biz sorular sorulan bir dönemde bu işe başladık, soru sormaya devam edilmeli. Kuşku duyarak hayatını kazanan insanlarız. Bilgiyi doğrulamak için çok soru sormamız gerektiğini ustalarımızdan öğrendik. Esas olan yaratıcı fikir derseniz yanılırsınız. Fikir sorulardan, kelimelerden çıkar. Yaratıcı fikir soruların içinde kıvrılmış yatan bir kedi gibidir onu bulmanız lazım.
-Ajansa yaratıcı eleman alacaksak hangi filmleri, romanları, yazarları, ressamları sever sorardık. Son gittiği filmi, tiyatroyu sorardık. Aydın ve entelektüel olsun isterdik.
-Etkili konuşmak çok önemlidir. Ama bunun için etkili dinlemek lazım. Bütün antenlerimizi açmadan dinlersek etkili çözümler bulamayız. Yaratıcı grup yönetmenleri bizde son ütücüdür.
-Eli Acıman usta motivasyonla yaratıcıları kazanmaktan bahseder. Türkiye’de faaliyet gösteren reklam ajanslarının -reklamcıların değil- özgün işlerini ödüllendirmekten bahsedilir. Reklam ajansı bir örgüttür, militana da lidere de ihtiyacı vardır bu örgütün. Bu organizma ödüllendirilsin diye başlattık Kristal Elma’yı.

