Site icon Campaign Türkiye

Reklamcılık kimin içindi?

Orange Panther Collective Strateji Ortağı Lorna Burt: “İyi olduğunda, etraflıca düşünüldüğünde, empatik ve amaçlı olduğunda, reklam bir kamu hizmetidir.”

Bir stratejist olarak bu sektöre başladığımda bana katabileceğim en büyük değerin “tüketicinin sesini duyurmak” olduğu söylendi. Bu, asla en son marka takipçisinden gelen verileri hatırlamak ya da dikkatlice hazırlanmış bir içgörüyle reklam unsurlarını kafaya takmak değil, kampanyanın kimin için çalışması gerektiğini hatırlamaktı.

Müşteriye ve yaratıcıya, başarımız için en önemli olan gerçek kişiyi hatırlatmak… Kanepede oturan, çocuğuna kitap okuyan, bira içen, Twitter’da kıyametler kopan bu kişinin bizi fark etmesini sağlamamız ve aynı zamanda onu düşündürmeyi, güldürmeyi, ağlatmayı başarmamız gerekir.

Geçtiğimiz birkaç hafta içinde üç şey, “tüketicinin sesi”nin ne kadar kısıldığını ve diğer bazı seslerin de ne kadar yüksek çıktığını merak etmemi sağladı. Motivasyonlarımızı veya bu sektörde neden çalıştığımızı sorguladığımız anları hepimiz yaşamışızdır. Ruhunuzu sattığınızı hissettiğiniz, ahlakınızı savunmak zorunda kaldığınızı veya işinizin “beyin yıkama” olarak tanımlandığını hissettiğiniz günler (ki bu gerçekten başıma geldi)…

Beni her zaman bundan kurtaran bir şey var ve bu, zorunlu kariyer ortası inovasyon deneyinden sonra beni reklamcılığa geri getirdi. İyi olduğunda, ince düşünülerek yapıldığında, empatik ve amaçlı olduğunda, reklam bir kamu hizmetidir.

İnsanların para karşılığında (genellikle) hayatlarını kolaylaştıran veya daha keyifli hale getiren ürün ve hizmetlere erişebildiği bir toplumda yaşıyoruz. Bunu yapan ürün ve hizmetler başarılı olur, yapamayanlar ölür.

Bir endüstri olarak rolümüz; insanların büyük, yoğun bir dünyada doğru ürünleri veya hizmetleri bulmalarına yardımcı olmaktır ve müşterilerimiz bu tanıtımı onlar adına yapmamız için bize ödeme yapar. Uzun bir menüden o mükemmel yemeği öneren bir garson gibi… Tabii ki garsonun aksine kimse tavsiyemizi istemiyor, bu yüzden dikkat çekmek için biraz daha büyük hareketler yapmamız veya biraz daha yüksek sesle bağırmamız gerekebilir. Bu iş önemli. İnsanların paralarını ve zamanlarını harcamaları için birçok yol var ve bizim görevimiz onları mevcut seçeneklerden haberdar etmek. Ancak reklamcılığın kimin için olduğunu unuttuğumuzda, kendimiz, müşterilerimiz veya ödüller için reklamlar yapmaya başladığımızda bu rolü oynamayı bırakırız.

İnsanların yoğun bir dünyada kendileri için daha iyi seçimler yapmasına yardımcı olan reklamlar yapmayı bıraktığımızda işlerimizin ödül kazanması sonucuyla karşılaşabiliriz. OPC’de bunu kendimize çokça hatırlatmamız gerekiyor. Biz (oldukça) yeniyiz ve ya kendileri yeni olan ya da duyuracak yeni şeyleri olan müşterilerle çalışıyoruz.

Ürünlerine, markalarına ve inşa ettikleri dünyaya derinden inanan müşteriler… İnsanlar için oynadıkları role atıfta bulunmadan, bu şeyler hakkında bağırıp çağırmak yerine ne yaptıkları hakkında konuşmanın cazibesi gerçektir.

Bir ajans veya endüstri olarak her zaman doğru anlamayacağız ancak halka sunduğumuz hizmeti kendimize hatırlatmak ve seslerini mümkün olduğunca sık duyurmak kesinlikle yardımcı olacaktır.

Lorna Burt 

Orange Panther Collective Strateji Ortağı

 

Bu içerik ilk olarak Campaign Türkiye’nin 130. sayısında yayımlandı.

Exit mobile version