Site icon Campaign Türkiye

Daha interaktif ve verimli reklamcılık

Günümüzde yaşamakta olduğumuz ve genellikle bilişim çağı diye adlandırılan dönem, indoor ve outdoor mecraların da belirli değişimler geçirmesine sebep oluyor. Son yıllarda başlayan değişim, çoğunluğu kapalı alanlardaki dijital ekranlarda yapılan reklamcılığın artık dış alanlara da yansımasına sebep olmuştur. Teknolojik gelişmelerin hızı ve dünyanın değişime olan ihtiyacı da bize, bu alanlardaki aksiyonların daha da hızlanarak devam edeceğini anlatıyor.

Ekranların devreye girmesiyle birlikte reklam noktalarında daha hızlı ve dikkat çekici çözümlere ulaşabiliyoruz. Dijitalleşen dünyayla birlikte hem reklamverenler hem de kampanyalar belirli dönüşümlere uğruyor. DOOH (dijital ev dışı reklamcılık) mecralarında dinamik, hareketli, dikkat çekici, tarihlere göre planlanabilen, anında içerik değişimi imkânı sağlayan ve ilave teknolojileriyle birlikte kişiye özel içerik gösterimini de mümkün kılan birçok yenilik son yıllarda hayatımıza girdi. Bu gelişimlerin farklı raporlama tekniklerinin de sistemlere dahil edilmesiyle proof of play etkisi yaratması reklamverenlerin de takip etmesini kolaylaştırdı. Bu yeniliklerle birlikte fotoğraflama yerine sistemler üzerinden verilen gösterim adedi raporları, reklamverenlere sunulacak hale geliyor. Aynı zamanda reklamverenler, içeriklerin daha dinamik ve yenilikçi olmasıyla çevrim dışı olan hedef kitleleri ekranlar sayesinde yeniden çevrim içi kitle hale getirebiliyor. Bekleme süresinin çok uzun olduğu hastane lobileri, havalimanı salonları gibi lokasyonlarda içeriklere yerleştirilen QR kod tarzı uyarıcılarla izleyicilerin kendi sitelerine veya daha kapsamlı kampanyalarına yönlendirilmesi sağlanıyor.

Teknolojinin de eksponansiyel gelişmesiyle birlikte daha birçok yenilik bizleri bekliyor. Reklam mecralarında ekran kullanımının artması ve bu ekranlarda yapılan kampanyaların belirli oranda gelenekselleşmiş reklamcılığın dışına çıkması gibi sonuçların ortaya çıkacağını düşünüyoruz. Daha interaktif, daha verimli reklamcılık imkânlarıyla doğru kitleler, doğru noktalarda yakalanabilecek. Reklamverenlerin daha doğru bir kitleye ulaşması için teknolojik belirli değişimlerin olması gerekiyor. Önümüzdeki dönemlerde mecralardaki değişimler sadece donanımsal olmayıp aynı zamanda yazılımsal olarak da bir atılım yapacak ve böylece içerik yönetim programlarına ilave edilen programatik reklam satışıyla birlikte reklamverenler internette reklam verdiği gibi (DOOH) dış alan ekranlarını ve mecralarını da seçip istediği özelliklere göre kampanyalarını düzenleyebilecek. Bu sayede reklamverenler; gösterim süresi, yayınlanma tekrarı gibi detaylarla birlikte çeşitli satın alımlar gerçekleştirebilir, daha küçük bütçelerle istedikleri yerlerde kendilerini hedef kitlelerine hatırlatabilir.

Yurt dışında bazı ülkelerde yukarıda belirttiğim değişimler çoktan ilerlemiş durumda. Ülkemizde ise dijital reklamcılıkta almamız gereken hala belirli yollar var. Bahsetmiş olduğumuz bu değişimlerin verimli kullanılması için bir bütün olarak hareket edilmesi gerekiyor. Burada sorumluluk, mecralar kadar reklamverenlerin de elinde. Yurt dışındaki teknolojileri ülkemizde de uygulayabileceğimiz gibi bu teknolojilere firmaların da ilgi göstermesi ve talep etmesi gerekiyor. Ülkemizde de bunun örnekleri mevcut. Sonuçta çağımız bilişim çağı olup gerisinde kalmamamız, önceliklerimizden olmalıdır.

Digiboard olarak ekranlarımızın bulunduğu DOOH noktaları (hastaneler, havalimanları ve akaryakıt istasyonları) aynı zamanda ekranın bulunduğu mecranın fikrini yansıtıyor. Bu mecralar bizim partnerlerimiz olduğundan, onların da onaylamadığı herhangi bir içeriği ekranlarda yayınlamıyoruz. Örnek vermek gerekirse; yol üzerindeki veya tamamen bağımsız olan mecralar için bir sorun teşkil etmeyen siyasi reklamlar, kapalı mekanlardaki ekranlar için uygun görülmüyor. Bahsedilen lokasyonlar siyasi noktalar olmadığından dolayı karşılıklı yapılan sözleşmelerde siyasi reklamların yayınlanmaması için belirli maddeler yer alıyor.

Kerem Kardeş

Digiboard Strateji ve İş Geliştirme Direktörü

 

Bu içerik ilk olarak Campaign Türkiye’nin 130. sayısında yayımlandı.

Exit mobile version